10 Numaralı parşömen: Dua
20/1/2010
OG MANDIGO'nun Boyner yayınlarından çıkan "Dünyadaki En Büyük Satıcı" kitabından...
Büyük bir felaket ya da keder anında Allahına sığınmayacak kadar imanı zayıf olan var mıdır? Tehlike, ölüm ya da olağan deneyim ve kavrayışı aşan muamma karşısındayken onun adını haykırmayan var mıdır? Tehlikeye maruz kalan bütün canlıların ağzından fışkıran bu derin içgüdü nereden geliyor?
Elinizi başkasının gözleri önünde hızla hareket ettirin, kirpiklerini kırpıştırır. Birisinin dizine hafifçe vurun, bacağı havaya fırlar. Korkunç bir olayla karşılaşan kişi, aynı derin refleksle haykırır "Allahım!"
Tabiatın bu en büyük gizemini kavramak için hayatımın dine adanması gerekmiyor. Yeryüzünde yürüyen insan dahil bütün yaratıklar, yardıma çağırma içgüdüsüne sahiptir. Bu içgüdüye, bu armağana niçin sahibiz?
Haykırışlarımız bir çeşit dua değil midir? Tabiat kanunlarının işlediği bir dünyada kuzunun, katırın, kuşun ve insanın yardıma çağırma içgüdüsüne sahip olması, bunu duyacak ve cevap verecek ilahi bir gücün bulunması akıl ermez bir şey değil midir?
Bundan böyle dua edeceğim.. Ancak yardım talebim yalnızca yol gösterilmesi için olacaktır.
Hiçbir zaman bu dünyanın maddiyatı için dua etmeyeceğim. Yiyecek getirmesi için bir hizmetkâra seslenmiyorum. Bir hancıdan oda vermesini istemiyorum.
Hiçbir zaman altın, aşk, sağlık, zafer, şöhret, başarı ya da mutluluk istemeyeceğim. Yalnız ve yalnızca bunlara sahip olabilmem için bana yol gösterilmesi adına dua edeceğim ve dualarım her zaman kabul edilecek.
Aradığım yol gösterme gerçekleşebilir ya da gerçekleşmeyebilir, ama her ikisi de bir cevap değil midir? Bir çocuk babasından ekmek ister ve ekmek yoksa, baba çocuğa cevap vermiş sayılmaz mı?
Bana yol gösterilmesi için dua edeceğim ve diyeceğim ki: Her şeyi yaradan, bana yardım et. Çünkü bugün çıplak ve yapayalnız, dünyaya çıkıyorum ve senin bana yol gösteren elin olmaksızın başarıya ve mutluluğa giden yoldan uzaklaşabilirim.
Ne altın, ne giysiler ve hatta ne de yeteneğime uygun olanaklar istiyorum. Onların yerine bana olanaklarıma uygun yetenekler kazanmada yol göster.
Aslana ve kartala dişleriyle ve pençeleriyle nasıl avlanıp kazanacaklarını öğrettin. Bana sözlerle nasıl avlanacağımı ve sevgiyle nasıl kazanacağımı öğret ki, ben insanların arasında bir aslan ve işyerimde bir kartal olabileyim.
Bana engeller ve başarısızlıklar arasında alçakgönüllü kalmada yardım et, ama zaferle gelecek ödülü gözlerimden saklama.
Başkalarının yapamadığı görevler ver bana; onların başarısızlıklarından başarı tohumları toplayabilmem için yol göster. Ruhumu dindirecek korkular ver bana; kuruntularımla alay edecek cesareti bahşet.
Hedeflerime ulaşmaya yetecek kadar gün ihsan eyle bana; bugünü son günümmüş gibi yaşamama yardım et.
Sözlerimi meyve vermeleri için yönlendir; kimse iftiraya uğramasın diye dedikodudan alıkoy beni.
Tekrar tekrar deneme alışkanlığı ile beni disiplinli kıl; ortalamalardan yararlanmanın yolunu göster bana. Bana olanakları tespit etme çevikliğini bahşet; gücümü artıracak sabır ver.
İyi alışkanlıklarla yıka beni ki kötüleri boğulsun gitsin; başkalarının zayıflıklarına karşı merhamet ver. Her şeyin gelip geçici olduğunu öğrenmem için bana acı ver; bugünkü şükranlarımı saymam için bana yardım et.
Beni nefrete maruz bırak ki o yabancım olmasın; yabancıları dostlara dönüştürmek için kasemi sevgiyle doldur.
Bütün bunlar senin iradendir. Asma kütüğüne sımsıkı tutunmuş küçük ve yalnız bir üzüm tanesi olmama rağmen beni herkesten farklı kıldın. Demek ki, benim için özel bir yer ayrılmış bulunuyor. Bana yön ver. Yardım et. Bana yol göster.
Bu dünya bağında filiz sürmem için tohumum senin tarafından seçilip atıldığında benim için ne öngördüysen, hepsini olabileyim.
Bana yardım et.
Allahım, bana yol göster.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
9 Numaralı Parşömen: Eylem
20/1/2010
Düşlerim değersiz, planlarım yanıltıcı, hedeflerim imkansızdır. Eylem ile tamamlanmadıkça, tümünün hiçbir değeri yoktur.
Şimdi harekete geçeceğim.
Ne kadar ayrıntılı ve büyük ölçekli olursa olsun, sahibini bir milim öteye götürmüş bir harita hiçbir zaman olmamıştır. Ne kadar adil olursa olsun, suç işlenmesini önleyebilmiş, parşömene yazılı bir kanun hiçbir zaman olmamıştır. Benim elimde tuttuğum parşömen gibi, bir kuruş para getirmiş ya da tek bir övgüye yol açmış bir parşömen hiçbir zaman olmamıştır. Haritayı, parşömeni, bu deri parçasını, düşlerimi, planlarımı, hedeflerimi yaşayan bir güce dönüştürecek ateş, yalnız ve yalnızca eylemdir. Başarımı besleyecek ve sulayacak olan şey, eylemdir.
Şimdi harekete geçeceğim.
Beni geride tutan ağırdan almanın kaynağı korkudur ve artık ben bütün cesur yüreklerin derinliklerinde kazılı olan bu sırrı keşfettim. Artık biliyorum ki, korkuyu yenmek için duraksamadan davranmalıyım, o zaman kalp çarpıntılarım geçecektir. Artık biliyorum ki, terör aslanını sakin bir karıncaya dönüştüren şey, eylemdir.
Şimdi harekete geçeceğim.
Bundan böyle ateşböceğinin yalnızca kanat çırptığı, hareket ettiği zaman ışık saçabildiğini unutmayacağım.
Bir ateşböceği olacak, alevim gün ışığında bile güneşe rağmen görülebilecektir. Varsın başkaları kanatlarıyla övünüp duran, ama yaşamak için bir çiçeğin sadakasına bağlı olan kelebekler gibi olsunlar.
Ben ateşböceği gibi olacağım ve ışığım dünyayı aydınlatacak.
Şimdi harekete geçeceğim. Bugünün görevlerini ihmal edip yarına bırakmayacağım, çünkü o yarının hiçbir zaman gelmeyeceğini biliyorum. Eylemlerim mutluluk ve başarı getirmeseler bile, derhal davranmalıyım, çünkü harekete geçip başarısızlığa uğramak, davranmayıp debelenmekten daha iyidir.
Mutluluk, benim eylemimin topladığı meyve olmayabilir, ancak eylem olmaksızın asmadaki bütün üzümler çürür.
Şimdi harekete geçeceğim.
Bundan böyle bu sözleri sürekli tekrarlayacak ve onlar bir alışkanlık haline gelinceye ve onları izleyen eylemler de göz açıp kapama gibi bir içgüdüye dönüşünceye kadar, her an, her gün, gün gün yineleyeceğim.
Bu sözlerle aklımı, başarım için gerekli olan her eylemi yerine getirecek duruma getirebilirim.
Bu sözlerle aklımı, başarısızlığın uzak durduğu her görevi ifa edecek hale getirebilirim.
Şimdi harekete geçeceğim.
Bu sözleri sürekli tekrarlayacağım.
Uyandığımda bu sözleri tekrarlayacak, başarısızlık bir saat daha uyurken, yatağımdan kalkacağım.
Şimdi harekete geçeceğim.
İş yerime geldiğimde tekrarlayacak, başarısızlık geri çevrilme olasılığını düşünüp taşınırken, hemen ilk işime yöneleceğim.
Şimdi harekete geçeceğim. Kapalı bir kapı gördüğümde bu sözleri tekrarlayacak, başarısızlık dışarıda korku ve ürpertiyle beklerken, kapıyı çalacağım.
Şimdi harekete geçeceğim.
Günah beni çağırırken bu sözleri tekrarlayacak ve kendimi şeytana uymaktan kurtaracağım.
Şimdi harekete geçeceğim.
Vazgeçip ertesi gün yeniden başlamaya eğilimli olduğum zaman, bu sözleri tekrarlayacak ve hemen yeni bir işe uzanacağım.
Şimdi harekete geçeceğim.
İş dünyasındaki değerimi belirleyen ve çoğaltan yalnızca eylemdir ve ben eylemlerimi katlayarak değerimi çoğaltacağım.
Başarısızlığın yürümekten korktuğu yerlerde yürüyeceğim. Başarısızlık dinlenmek istediği zaman çalışacağım.
Başarısızlık sustuğu zaman konuşacağım. Başarısızlık bir kişiye hitap etmek için planlar yaparken, mallarımı satın alabilecek on kişiye sesleneceğim. Başarısızlık çok geç demeden önce yaptım diyeceğim.
Şimdi harekete geçeceğim.
Sahip olduğum her şey şu andır.
Yarın ise tembellerin emeğine ayrılmıştır. Ben tembel değilim.
Yarın, kötünün iyiye dönüştüğü gündür. Ben kötü değilim.
Yarın, zayıfların güçlendiği zamandır. Ben zayıf değilim,
Yarın başarısızlığın kazandığı gündür. Ben başarısızlık değilim.
Şimdi harekete geçeceğim.
Aslan acıktığı zaman yemek yer. Kartal susadığı zaman su içer. Harekete geçmezlerse, ikisi de yok olup giderler. Ben başarıya açım. Mutluluğa ve huzura susamışım. Harekete geçmezsem, başarısızlık ve sefalet dolu uykusuz gecelerde yitip giderim. Kendime emredeceğim ve kendi emirlerime uyacağım.
Şimdi harekete geçeceğim.
Başarı beklemez. Eğer ertelersem, başkasıyla nişanlanır ve onu ebediyen kaybederim.
Şimdi zamanı.
Şimdi yeri.
Ve işte ben.
Şimdi harekete geçeceğim.
****************************************************
OG MANDIGO'nun Boyner yayınlarından çıkan "Dünyadaki En Büyük Satıcı" kitabından...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
8 Numaralı parşömen.. Değerimi katlamak.
20/1/2010
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
İnsan dehasına değen dut yaprağı, ipek haline gelir.
İnsan dehasına değen killi toprak, kalelere dönüşür.
İnsan dehasına değen selvi ağacı, sandık olur.
İnsan dehasına değen bir avuç koyun postu, krallara giysi olur.
Eğer yaprak, kil, odun ve post insan eliyle yüz kat, bin kat değer kazanabiliyorlarsa, aynı şey niçin benim adımı taşıyan toprak için geçerli olmasın?
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Kendisini üç gelecek bekleyen bir buğday tanesi gibiyim. Buğday tanesi, bir çuvala konduktan sonra bir domuza yedirilmek üzere ahıra boşaltılabilir. Ya da ekmek yapılmak üzere öğütülebilir. Ya da altın başağının bir taneden binlerce üretmesi için toprağa ekilebilir. Ben, tek bir farkla, bir buğday tanesi gibiyim. Buğday tanesi, domuza yedirilmek, ekmek için öğütülmek ya da çoğaltmak için toprağa ekilmek arasında bir seçim yapamaz. Oysa ben seçebilirim. Hayatımı ne bir domuza yedirteceğim, ne de başkaları tarafından parçalanıp yenilmek üzere başarısızlık ve ümitsizlik taşları arasında öğüteceğim.
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Büyüme ve çoğalması için buğdayın toprağın karanlıklarına ekilmesi gerekir. Başarısızlıklarım, ümitsizliklerim, cahilliğim ve becerisizliklerim, olgunlaşmak için dikildiğim karanlıktır. Nasıl ki buğday tanesi yağmurla, güneşle, ılık rüzgarlarla beslenir, filiz sürüp serpilirse, vücudumu ve aklımı, düşlerimi gerçekleştirmek için öyle beslemeliyim. Buğday tanesi başak vermek için tabiatın lütfunu beklemek zorundadır. Ben ise beklemek zorunda değilim, çünkü kendi yazgımı seçme gücüne sahibim.
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Peki bunu nasıl yapabilirim? İlk önce, günle, haftayla, ayla yılla ve hayatımla ilgili hedefler koyacağım. Nasıl ki buğday tanesinin kabuğunu çatlatıp filiz vermesi için yağmur yağması gerekiyorsa, hayatımın önüne billurlaşması için öyle hedefler koymalıyım. Hedefler koyarken, geçmişteki en iyi icraatımı dikkate alacak ve bunu yüzle çarpacağım. Gelecekteki yaşantımın kuralı bu olacaktır. Hedeflerimi hiçbir zaman çok yüksek görmeyeceğim. Mızrağımı aya doğrultup yalnızca bir kartala saplamak, onu kartala doğrultup yalnızca kayaya çarpmaktan daha iyi değil midir?
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Hedeflerimin yüksekliği, tam isabet sağlayıncaya kadar sık sık tökezlesem bile, beni korkutmamalıdır. Tökezlersem, doğrulacağım, düşüşlerin beni endişelendirmeyecektir, çünkü tam isabet sağlamak için herkes tökezlemek durumumdadır. Yalnızca bir solucan tökezlememe özgürlüğüne sahiptir. Ben, solucan değilim. Ben, soğan bitkisi değilim. Ben, koyun değilim. Ben; insanım. Başkaları, killeriyle bir kulübe yapa dursunlar. Ben, benimkiyle bir kale inşa edeceğim.
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Güneş nasıl buğday taneciğinin fide vermesi için toprağı ısıtırsa, bu parşömenlerdeki sözler de benim hayatımı öyle ısıtacak ve düşlerimi gerçek kılacaktır. Bugün, dün yaptığım her eylemi aşacağım. Bugünün dağına gücümün yettiği kadar tırmanacağım, yarın ise bugünkünden daha da yükseklere varacağım, öbür gün ise yarından da yükseklere. Başkalarının yaptıklarını geçmek önemli değildir, önemli olan kendi yaptıklarımı aşmamdır.
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Ilık rüzgar nasıl buğday tanesinin olgunlaşmasına yön verirse, rüzgarlar da benim sesimi başkalarına taşıyacak ve sözlerim hedeflerimi açıklayacaktır. Bir kere ağzımdan çıktılar mı, artık itibarımı kaybetmeden geri dönemem. Kendi peygamberim gibi olacağım; söylediklerimle alay etse bile, herkes planlarımı, düşlerimi bilecek ve böylece söylediklerim tamamlanmış eylemlere dönüşünceye kadar kaçmak için hiçbir mazeretim olmayacak.
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Çok geri hedefler koymak gibi bir suç işlemeyeceğim.
İşi, başarısızlığa izin vermeden yerine getireceğim.
Elimi her zaman erişebileceğim yerin daha yükseğine uzatacağım.
Pazardaki performansımla hiçbir zaman memnun olmayacağım.
Her zaman hedeflerimi, gerçekleşir gerçekleşmez yükselteceğim.
Her zaman hedeflerimi dünyaya açıklayacağım.
Ancak, başarılarımı hiçbir zaman ilan etmeyeceğim. Bırakayım insanlık beni övsün ve ben de bu övgüyü tevazuyla kabul etme bilgeliğine sahip olayım.
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Bir buğday tanesi yüzle çarpıldığında yüz adet başak üretir. Bunu on kez yüzle çarparsanız, yeryüzündeki bütün kentleri doyurursunuz. Bir buğday tanesinden daha üstün değil miyim?
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Bunu yapacak, sonra yine değerimi yüze katlayacağım, tekrar tekrar. Büyüklüğüm karşısında, bu parşömenlerdeki sözlerin bende yarattığı gibi, şaşkınlık ve hayranlık duyulacak.
OG MANDIGO'nun Boyner yayınlarından çıkan "Dünyadaki En Büyük Satıcı" kitabından...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ÇOK MUTLUYUM LAYLAYLOOOMMM:)
19/1/2010
Yeniden nihayet zayıflamaya başladım.Kendimi seviyorum.Hayatı seviyorum.Yaşamayı seviyorum.İyiki hayattayım.İyiki kendimim :).Kızımı,eşimi,işimi,annemi,babamı,kardeşimi beni okuyan herkesi tüm dünyyyaaaaaaaaaa seni tümmm yaşammmmmm senideee çok ama çoooooooookkkkkkkkk seviyorummm...
En kısa sürede hızla sağlıkla vucuduma kendimi affettireceğim.Kilo vermeye başladım çok mutluyum.
Tartıda en fazla doğumdan sonra 98,2 kg olmuştum:(Şimdilik 88.1 geliyorum hadi bakalım Sevgili daada cım tam gaz yola devamm..Sen harikasınn.Sen mükemmelsin..Sen herşeyin en iyisini kendin için bilensin..Tüm ihtiyacın sen biliyorsunn..Sabır ve sadece zamanın geçmesi gerekiyorrr...Öpüyorum canım seniii ;)Sen çok güzelsin bunu biliyorsunn:)
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Kendin Olmak İçin Geç Değil
8/1/2010
Bu gece yaşadığım 10 bin küsur geceden farklı bir gece değil. Farklı olan benim. Yarın sabah dün gibi olmayacağını biliyorum. Sonunda bir noktaya varmış olmanın, uzun bir yolculuğa ilk adımı atmanın heyecanını yaşıyorum. Gerçekten özgür olmak… Gerçekten özgür olmak ne demekti ki? Bugüne kadar öğrenilmiş bir “özgürlük” tanıyordum. Dışarıda ise modern bir kölelik yaşanıyordu.

Farklı olmak için, kendimi ifade etmek, özgür olmak için doğru şeyler yaptığıma inanmıştım. Ama öyle olmadığını gördüm. Benim gibi milyonlarca insan, dünyanın sığ dünyasına sıkışmış, onlara sunulan özgürlük, mutluluk tanımlamalarının peşinde koşarken kendilerini, yaşamlarını tüketiyorlar. Hırslar, başarılar, mutluluklar bana yüzeysel geliyor. Yansıtılmış dünyanın bizlerden istediği tek bir şey var: Kendimizi silmemiz ve bize verilenleri kendi yerlerimize koymamız. Farkında olmadan yapay kuklalara dönüşüyoruz. Doğuyoruz, büyüyoruz, tüketmek için kazanıyoruz. Modayı izleyerek, zengin olarak, istediklerime sahip olarak, gazeteleri, dergileri izleyerek, en gözde kızlarla yatarak, kendiyle yalnız kalmamak için ajandasını tıka basa doldurup meşgul adam olarak, politikacıları dinleyerek ne aradığım mutluluğu bulabildim, ne de farklı olabildim. Spontane, yanıp sönen mutluluklar yaşadım. Mutluluklarım bile dış dünyaya bağlıydı. Bu yüzden Matrix filmini defalarca izledim.
Şimdi yolun başındayım. Bugüne kadar yaptığım spritüel çalışmalar, felsefe okumalarım, ezoterizmin büyüsü, akımlar, din tarihi, yoga dersleri, feng shui düzenlemeleri belki henüz bana aradığımı sunamadı ama bir noktaya getirdi. Başlangıç noktasına.
Gerçek özgürlüğün, mutluluğun ve bilginin nerede olduğunu yeni anladım. Şimdi sorun onu elde etmek, inadına yaşayabilmekte. Adres çok yakın. İçimde. Yıllardır hep ezdiğim o cılız ses. Sığ dünyanın duyulmasına asla izin vermediği, anlamazlığa vurduğum o cılız ses. Bu yüzden mutsuzum, kaygılıyım, fazla kilolarım var, kendimle yalnız kalmaktan korkuyorum, sürekli yüksek tempoda yaşıyorum… Milyarlarca insan gibi… Yapmam gerekeni biliyorum. Yıllardır özlediğim gerçek özgürlüğü, kendim olmayı o ses bana getirecek. Artık emin olduğum tek şey bu başlangıç noktasının doğru yer olduğu. Korktuğum ise, yürüyeceğim yolun zorluğu, rakiplerin güçlüğü. Tüm dünya beni eskiye döndürmek için işbirliği yapacak. İş arkadaşlarım, sevgililerim, barda dizili içki şişeleri, politikacılar, gazeteler, ter kokan şehvet odaları, renkli neonlar, ilanlar, davetler, diplomalar, faturalar, …
Oysa hiçbirine düşman değilim. Gerekmedikçe savaş yok. Zorluklar, derin girdaplar. Bugüne kadar öğrendiklerim, egom… Biliyorum hepsinin bana karşı işbirliği yapacağı dönemler olacak. Öte yanda bildiğim bir şey daha var. Dünyanın bize sunduğu en çözülemez sorunlara karşı bile ihtiyacımız olan her şey, -21. yüzyıl ifadesiyle- beni aradığım noktaya getirecek tüm yazılımlar, anti-virüs programları zaten içimizde yüklü. Evren bizimle. Hepimiz özeliz. Hepimizin bize özgü yetenekleri var. Armağanlarımız var. Sorun onları bulamamakta. Bebekliğimizden başlayarak üstleri örtülüyor. Gandi, Napolyon, Rahibe Teresa gibi yüzlerce isme bakıyorum. Onlar içindeki sesleri dinlememiş olsalardı şimdi kim onları tanıyor olacaktı ki? İçlerindeki sesi dinlememiş olmasalar, moda yaşamlara kendilerini bıraksalar, inadına peşinden gitmeseler kendi potansiyellerini göremeden sıradan bir yaşamın ardından belki de anlamsızlıklarının farkına varamadan sahneden çekileceklerdi. Ve onların görevlerini kim yapmış olacaktı?
Gerçek özgülüğün ve mutluluğun tek tanımı var: Kendimi tanıyabilmek ve kendimi yaşayabilmek. İşte bu “gerçek özgürlük”. Mevlana yüzyıllar önce “kendini bil” dememiş miydi? “Olduğun gibi ol” dememiş miydi? Onlarca filozof, öğreti de aynı noktaya parmak basmadı mı? Ama benim bunu algılayabileceğim zaman bugünmüş. Kaldı ki binlerce insan bu sözlerin ilettiği mesajı aldı ama eyleme geçemedi. Mesaj çok net… Ama bu mesaja göre yaşamak? İşte yapmak zorunda olduğum şey. Bildiğim tek şey buna mecbur olduğum. Hepimizin buna mecbur olduğu. 21. yüzyılda “kendim” olarak yaşamak istiyorum. Bugün, milyonlarca mutsuz insanın yapmak istediği şey de bu.
Aret VARTANYAN
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Aslan Gibi - Linet-kbra ns